DENİZKABUĞUNA SIĞINAN İNCİ…
Çok değerli bir inci buldu genç adam…
Muhteşem gözüküyordu.
Güneş kadar parlaktı,büyülenmna kimsenin zarar vermesini istemiyordu.”Sahip olduğum en değerli varlık” diye tanımlıyordu sımsıkı tuttuğu incisini…
Birgün okyanusun kenarında incisini severken,elinden bir balık gibi kaydı ve suya düştü inci;”Eyvah “dedi ağlamaklı olan sesiyle…
Ama yapacak hiç bir şey yoktu artık…
Çok korktu inci.Titreye titreye okyanusun en derinine ulaştı ve oralarda gördüğü ilk DENİZKABUĞU’NA sığındı.
Uzun bir dönem “içindeki güzelliklerin ve yeteneklerin keşfedilmesi” umuduyla bekledi hep….
Bir gün avazı çıktığı kadar bağırdı minik inci….
Sesini önce biz duyduk ve duyar duymaz okyanusa koştuk…
Derinlere daldık ve daldığımızda farkettik, meğer binlerce hatta yüzbinlerce DENİZKABUĞU VE MİNİK İNCİ varmış suyun altında….
O gün karar verdik,toplayabildiğimiz kadar DENİZKABUĞU’NU su yüzüne çıkarıp, içlerindeki incileri keşfedeceğimize and içtik…
Uzun zaman oldu epeyce topladık.:)
Bir ara siz de uğrayın, belki İNCİ’NİZİN sığındığı DENİZKABUĞU bizdedir….:)
Merhabalar,
Okulun ileti kutusuna attığınız maili, sistemden kaynaklanan erişim sorunundan dolayı yeni gördüm…
Mesaj tarihine baktığımda bizim en yoğun haftalarımızdan birisi olan sergi haftamıza denk geldiğini farkettim.
Eğitim öğretimin özel sektöre teşebbüs eden kısmındaki yoğunluktan haberdar olmadığınızdan, yapmış olduğunuz alçaltıcı suçlamalarınızı, son derece iyi niyetle, olay günü haberdar olmadığım için kabul edemeyeceğimi bilmenizi isterim…
Geçen yıl Ankara’daki eğitim seminerimin ortasında da aynı anlayışsız ve önyargılı davranışı sergilemiş 45 dk. boyunca, “müsait misiniz ? diye sormadan, seminer zamanımı çalarak, çocukların getirip götürdükleri kalem vs. ile ilgili olarak, pahalı şeyler getiriyor diyerek beni suçlamıştınız.. Oysa ki ertesi gün eve döndüğümde Selina’nın çantasındaki tartışmaya sebep olan 1 tl lik gömlek dosya (ki tüm sınıfa almıştım ondan ve dağıtılmıştı) ve 3 tl lik kalemin yanı sıra , tatlı kızınız Yağmur’un, Selina’ya hediye ettiği 15 Tl.lik Winx’li kalemle karşılaşmıştım…
Lakin bu davranışınızı sorun edemeyecek kadar yoğun bir ortamda olduğumdan ve insanları, sizin kadar kolay kırabilme eğiliminde olmayışımdan olsa gerek, sorun etmedim…
Güzel kızınız Yağmur’u, okuldan almakla ilgili size kurumsal ya da şahsı bir vaadde bulunduğumuzu hatırlamadığım için, ortada kalmış ya da kalmamış olmasının şahsımla doğal olarak bir ilgisi olduğunu hiç düşünmüyorum…
Bende sizin gibi çalışan bir anneyim, okulun ve velilerin temposundan kendi çocuğumu bile okulundan alma işini anneanneye vermiş olduğum için, sizden daha farklı bir kulvarda olduğumu düşünmüyorum…
“Herşeyin parayla ölçülmediği bir yuva” olduğu konusunda da yapmış olduğunuz “ağır infazınız” izninizle sizde kalsın…
21 yıllık eğitimcilik hayatımda , beni bilen insanların bildikleri,yaşadıkları beni fazlasıyla tatmin ediyor,kimseye kendimi ya da kurumumu ispat etme çabasında değilim…Çok şükür….
Kaldı ki,tanıdığım,tanımadığım herkesi memnun etmek gibi bir misyona da sahip değilim…
Mevlananın çok sevdiğim bir lafı vardır,sizin bu ‘metacı ve hırçın olmayan’ anlayışlı tavrınız bana onu hatırlattı…
Der ki sevgili Mevlana; “suskunluğum, söyleyecek birşeyim olmadığımdan değil, asaletimdendir….Söylenen her lafa bir cevabım var amma, bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım, söyleyen kim diye…”
Sizinle, eğitimci kimliğimle, kurumsal olarak paylaştığım hiç bir şey olmamasına rağmen , sırf ‘ talebiniz karşılanmadığı için’ kurumuma yaptığınız ağır hakareti ilahi adalete havale ediyorum…
Sizin de ifade ettiğiniz gibi, mümkünse münasebetimiz güzel kızlarımızın sınıf arkadaşlığı ile sınırlı kalsın… Böylesi her iki taraf için hem çok daha az üzücü, hem çok daha az kırıcı olur…
Umarım kızlarımızın, körpecik arkadaşlıkları bu tatsızlıktan nasiplenmez…
Gününüz güzel geçsin…
Canım benim,
tatlı boncuğum nasılsın….:)
kocaman olmuşsundur…. yolun buralara düşerse bekliyorum…Ailene sevgiler ,saygılar…. öpüyorum o güzel yanaklarından…